Beyaz adamı kalma

Beyaz Karıncalar

2020.11.22 22:15 MRmEaseeks Beyaz Karıncalar

yan odada babamın köpeğe bağırdığını duydum. "sinsi hayvan! ne istiyorsun bizden? çekil, git artık. defol!!"
biz o sırada abimle telefon başında vakit geçiriyorduk. abim bana baktı, ben yanımdaki köpeğimiz çaki'ye baktım. başını okşadım.
babamın sesi öfkeliydi. annem öğrencilerinin yazılı kağıtlarını okuyordu. gözlüklerinin üzerinden bana baktı.
"babam kime bağırıyor yahu?" dedim, annem bilmem dercesine omuzlarını silkti.
babam bağırmaya devam ediyordu. "defol, git. nerden geldiysen oraya dön kara başlı uyuz it"
-hhh- babamda bir gariplik vardı. sigara içmeye başlamıştı. babam doktordu. sigaradan hoşlanmazdı ki. annem, evliliklerinin ilk yıllarından kalma bir alışkanlık olduğunu söyledi. strese girdiği dönemlerde 1-2 tane içermiş. ama 1-2 paket içiyordu. bu nasıl bi stresti ki? bu neyin stresiydi? -hhh-
babamı takım elbiseli, kravatlı bir şekilde yatağın kenarında otururken buldum. ama pantolon giymemişti. yani sadece boxerı vardı altında. bir hastasıyla video konferans yapacak diye düşündüm.
"baba napıyosun böyle" dedim. eliyle yan tarafını gösterip otursana gibi bir işaret yaptı. yanına oturdum, elini omzuma koydu ve sigarasından bana da uzattı. babam akşam eve biraz geç gidince endişelenen bir adamdı. bu sigara neyin nesiydi. çok düşünmeden bir tane aldım. ama sadece elimde tuttum.
"nasıl böyle bir dikkatsizlik yaptım aklım almıyor, çok üzgünüm" dedi. bunu demesiyle birlikte nedense ağlamaya başladım biraz. cebinden mendilini çıkardı. hani şu beyaz üzerine mavi çizgili olanlardan. ama benimkileri değil kendi gözlerini sildi.
"uludağ'a gittiğimiz o tatili hatırlıyor musun?" dedi. göz yaşlarımı silerek evet diye cevapladım.
"her yer bembeyaz karlarla kaplıydı. tavşanlar sürü halinde ordan oraya koşuyordu. kim bilir tilkiden kaçıyolardı belki de. hele o koca kurt. zavallı hayvan vücudundaki o koca yarayla zar zor nefes alıyor gibiydi." kısa bir sessizlikten sonra devam etti.
"o ışığı da hatırlıyor musun? hani güneş gibi üzerimizde parıldıyordu." dedi.
"hayır, baba. ne ışığı?"
nefesini tuttu "ışığı görmedin yani öyle mi?"
"yok baba. ışık falan görmedim ben. ne ışığından bahsediyosun?
elini ceketinin iç cebine attı ve avucunda tuttuklarını gösterdi. "beyaz karıncaları da görmedin öyleyse?" avucunda bir sürü beyaz karınca vardı.
tam bu sırada annem geldi. babamın avucunda beyaz karıncalar, benim elimde sigara... annem çılgına dönmeden odadan hızlıca çıktım.
annem ve babamın tartıştıklarını duyabiliyordum. babam "ben yapamıyorum, olmuyor artık. işe yaramıyor" dedi.
annem "aile hep birlikte kalmalı diyen sendin" dedi.
"üzgünüm ona gerçeği söylemeliyiz" diyerek cevapladı babam.
-hhh- sabah olduğunda kahvaltı için mutfağa geçtim. abim, babam ve annem çoktan sofraya oturmuştu. beyaz tabaklar, beyaz sofra, beyaz duvarlar. -hhh- abim ağlıyordu. gözlerinin altı mosmor olmuştu. sanki günlerdir ağlamıştı. o rock seven sert adamı daha önce ağlarken hiç görmemiştim. bembeyaz gözüküyordu. -hhh- annem histerik bir şekilde titriyordu. kontrol edemiyordu sanki vücudunu. o da bembeyaz olmuştu. neredeyse saydamdı ve arkasındaki objeleri seçebiliyordum neredeyse. -hhh-
babam çok sakindi. sigarasını içiyordu. yıllarca acil serviste gördüğü onca vakadan sonra bu kadar sakin görünmesi beni şaşırtmamıştı.
annem bir sandalye çekti. "otursana oğlum, konuşmamız gereken şeyler var" dedi.
"konuşmalarınızı duydum. boşanmaya karar verdiniz sanırım" dedim. "bizleri biliyorsun. her ne olursa olsun aile hep bir arada kalmalı diye düşünüyoruz" dedi.
başımı sallayarak onayladım.
"babanla uzun uzun konuşarak senin için yapabileceğimiz en iyi şeyin ne olduğunu tartıştık" dedi ve derin bir nefes alarak bir sonraki cümlesine hazırlandı.
"seni artık yanımızda istemiyoruz. ama bu bir daha görüşmeyeceğiz anlamına gelmiyor."
"anlamadım anne. ne demek bu şimdi?" öfke ve hüzünle karışık ağlamaya başlamıştım.
"seni artık burada istemiyoruz" dedi.
"aklınızı mı kaçırdınız? hepiniz mi delirdiniz? benim ait olduğum yer sizin yanınız" dedim.
"hayır artık değil" dedi babam. "önünde seni bekleyen güzel bir hayat var" diyerek eliyle masayı gösterdi "beyaz karıncalar değil" dedi. masaya baktım. beyaz sandığım masa milyonlarca beyaz karınca ile doluydu. korkuyla geriye doğru sıçradım. karıncalar kollarına tırmanmaya başladı. boyunlarına ve yüzlerine doğru devam ederek tüm vücutlarını kapladı. artık görebildiğim tek şey beyaz bir sessizlikti. çığlık atarak uyandım. aracımız şarampole yuvarlanmıştı. annem, babam ve abimin cesetleri yanı başımdaydı. her yer bembeyaz karlarla kaplıydı.
-hhh- doktor tüm bunların komada olduğum sırada aklımın uydurduğu bir hikaye ibaret olduğunu söyledi. belki de gerçekten öyleydi. ama artık ailemden nefret ediyordum. beni yanlarına almadıkları için... ben onlarla hep mutluydum. benim yerim onların yanıydı. artık bir daha mutlu olabileceğimi sanmıyorum. bu kadar yalnız ve bir başıma kalmışken asla.
-skulk ekşi sözlük
Başlık: Sözlükçülerin Başından Geçen Doğaüstü Olaylar
submitted by MRmEaseeks to KGBTR [link] [comments]